ÇOCUKLUK
Affan Dede’ye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var, ne adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiçbir şey sorulmasın benden;
Haberim yok olan bitenden.
Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır.
Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıpzıplarım pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horoz şekerim!
Cahit Sıtkı TARANCI
İlk okulda öğrenmiştim bu şiiri… Hala ezberimdedir…. Bazen bir çocuk gördüğümde ona imrenip onun gibi olmak istediğimde aklıma geliverir bu dizeler…. Hayat hızla gidiyorken zaman dur duraksız geçiyorken yaşamdan zevkalamadan yaşlanıyoruz… Şimdi genç olmak vardı, şimdi çocuk olmak vardı diye zamana ayak uydurmaya çalışırken güzellikleri kaçırıp hayıflanıyoruz… Çevremde sayısız çocuk var… Bazen işi gücü bırakır onları izlerim .. Oynadıkları oyunları, konuşmalarını (tabi çaktırmadan
çünkü utanıyorlar ) Evcilik, doktorculuk, öğretmenlik, kamyonculuk hatta tüccarlık bile oynar oldular… Baktım ki onlar bizim gibi olmak için oyunlarını bile büyüklere göre ayarlarken bir an önce büyüyüp bizim yerimize geçmeye çalışırken, bizler de ahh yeniden çocuk olabilsem, şu çocuklar gibi kaygısız olabilsem der dururuz… Hayat ne garip ?
Bugün 23 Nisan.. Çocukların günü… Ellerinde bayraklar balonlar koşuşturup gülüp eğleniyorlar… Gel de imrenme
Her çağın her yaşın ayrı bir güzelliği var tabi ki, ama çocukluk bambaşka… Belki de gerçekten kaygı nedir tasa nedir bilmeden herşeyi oyuna çevirerek geçirdiğimiz dönem olduğu için bi türlü kopamıyoruz. Kim bilir ?
Bazen pikniğe gittiğimizde kendimi çayırlara atıp sere serpe uzanmak isterim ama yapap.. Utanırım
Ne de olsa kocaman insanlarız. Ama çocuklar öyle değil işte onlar akıllarına geldikleri gibi yaşarlar hayatı doya doya.. Çimlere de uzanırlar, çamurla da oynarlar.. Kız çocukları ip atlarken aralarına katışıp ben de ip atlamak isterim bazen
Doyamadım sanırım çocukluğuma… Apartman altında yakan top, kovalamaca, yerden yüksek, yedi kule vs… oyunları oynardık… Akşam olunca birisi ortaya geçip‘ayağımın altında çağla herkes evine dağıla’ derdi
Sonra hepimiz evimize giderdik yoksa aklımız biri dışarda kaldı mı ben de yanına gitsem mi sorularıyla kurcalanırdı
Çocukluk işte… Düşüp dizini yaralamasıyla, arkadaşınla kavga edip hemen barışmasıyla, oyunuyla, şarkısıyla, şiiriyle…. özetle herşeyiyle çok güzel ve unutulmaz… Torunları olan anne babam bile bazen yemek masasında anlatır kendi çocukluğunu… İnsan ne yaşarsa yaşasın nasıl yaşarsa yaşasın çocukluğunu unutamıyor… Affan dedeye para saysam bana çocukluğu mu verir mi
Bu tariflere de bak derim ;)
Keşke Affan Dede olsaydı da para sayınca çocukluğumuzu verseydi:)
Di mi Büşra
Öyle bir imkanımız olsaydı bir an en azından çocuk olsaydık
evt:)keşke öyle bir imkan olsaydı:)ama malesef yok:)